Büyük bir veri tabanının karakter setlerini değiştirmeniz gerekebilir. Bende böyle bir ihtiyaç için küçük bir php script yazdım.
Lazım olabilecekler için script indirebilir.
Daha iyi bir yöntem biliyor iseniz dürtmekten çekinmeyiniz…
Büyük bir veri tabanının karakter setlerini değiştirmeniz gerekebilir. Bende böyle bir ihtiyaç için küçük bir php script yazdım.
Lazım olabilecekler için script indirebilir.
Daha iyi bir yöntem biliyor iseniz dürtmekten çekinmeyiniz…
17 Mart 2009′da Ubuntu Türkiye SUDO dergisi için yazmaya koyulduğum bir makale için yaptığım bir harita. Kısa olmuş ama yaptığım zamanki zaman darlığımı anımsıyorum da bunun ortaya çımkası bile mucize!
Bir süre önce ‘Aile hekimliği‘ uyguması başlatılmıştı, ki gerçekten takdire şayan bir uygulama bance. Rahatsızlandığınızda direk devlet hastanesine ya da herhangi bir sağlık ocağına gitmek yerine sizin için belirlenen ‘Aile Sağlık Merkezi‘ne gidiyorsunuz, muayenenizi oluyorsunuz.
Uygulamaya kayıt olurken farklı bir şehirde yaşıyor olmama rağmen kaydımı İzmir’de yaptırmıştım Aile hekimliği uygulaması için ve burda olduğum dönemlerde bir kaç kez gidip muayene olmuşluğum da var. Bu sabah bir kez daha benim için belirlenen Karşıyaka’daki aile sağlık merkezinin yolunu tuttum. Ben oturup derdimi anlatmaya başlamıştım ki doktor ismimi sordu, söylediğimde kayıtlara baktı ve “Kaydınız burda gözükmüyor.” dedi. Ben de bunun mümkün olmadığını daha önce orda muayene olduğumu söyledim. Bunun üzerine internetten bir kontrol yaptı ve “İkâmet adresiniz İzmir içinde olmadığı için kaydınız silinmiş.” dedi. İtiraz etmek gibi bir durumum olmadığından ‘Peki‘ diyerek çıktım.
Durum benim için sıkıntı teşkil etse de devletin ikâmet adresimi kontrol etmesi, buna istinaden de böyle bir müdehalede bulunması gerçekten etkileyici. Birileri gerçekten çalışıyor mu ne?
İzmir’e geldiğimde annemle rutinimiz diyebilirim tiyatro… Daha ben gelmeden annem biletlerimizi alır - ki eğer güzel bir yerden izlemek istiyorsanız olabildiğince erken davranmak gerçekten akıllıca -, biz de telefonunu kapatacaksın, kapatmayacaksın tartışması yaparak yola koyuluruz 

Dün akşam İzmir Devlet Tiyatrosu oyuncularınca oynanan “Jeanne D’arc’ın Öteki Ölümü” adlı oyunu izledik. 3 oyuncu tarafından oda tiyatrosunda oynanan oyun gerçekten güzeldi. İngilizlere karşı savaşan bir Fransız bakiresinin hayatını anlatan oyunun, en beğendiğim yanı herhangi bir kategoriye sığmayışıydı. Bir yandan 19 yaşında ateşe atılan bir kızın acıklı durumu anlatılırken bir yandan da geçen sıradışı diyaloglarıyla eğlenceli bir oyundu. Oyuncuları gerçekten çok kaliteliydi, ancak beni en çok etkileyen ‘Tanrı‘ rolüyle Sadık Yağcı‘dı.
Devlet Tiyatroları internet sayfasından daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz. Eğer bu aralar aklınızda tiyatroya gitmek varsa ve bulunduğunuz şehrin tiyatrolarında bu oyun oynanıyorsa, çok fazla düşünmeyin derim!

Dergimizin içeriği şu şekilde :
* Kayıpsız Resim Büyütme: SmillaEnlarger
* Pardus 2009.1 Melez CD Özelliği
* Pardus 2009.1 Kurulum ve İlk Adımlar
* Oyun Tanıtımı: ColdWar
* Pardus’ta Django: Uygulama Geliştirme
* Pardus’ta Django: HTML Dosyaları
* Röportaj: Michael Foord (Python)
* Google ve Microsoft Rekabeti Son Hız Devam
* 2010 GNU/Linux Dünyasına Ne Getirebilir?
* Serbest Piyasa Düzeni Masalı ve Yazılımlar
* OEM Davası Üzerine
* Penguart
* Haberler
Dergimiz her geçen gün daha iyiye gidiyor arkadaşlar. Özellikle de üretimin durmaması ve yeni bir safhaya erişmesi gerekiyor ki, biz bunu da yapabilecek güçteyiz.
Formumuzu tatlı rekabet içinde korumamız gerek.
Django yazıları anlayamasam da enfes. Okurken bana bilgisayarımın dahi olmadığı zamanlar NetLife dergisi alıp kağıt üzerinde HTML kodları ile site tasarladığım günlerimi anımsattı. Yıl 1998 ve Bilişim, Compex fuarları müdavimiyiz!
PenguArt sayfaları hoş ve diğerlerinden ayırıcı özellikleri ise masaüstü düzenini açıklayan metinler.
Kemal ise makalelerinde yine kalemini konuşturmuş ve uç noktaları bağlamış. Sıkmadan bilgilenerek okunacak makaleler çıkmış ortaya: Google vs. Microsoft… Yazılımların dijital çağda ne yöne doğru ilerleyeceği… 2010′da neler bekliyor Özgür Yazılım Dünyasını…
Python söyleşisi ise güzel ve keyifli. Daha iyi söyleşilere imza atılacak gibi; yenilerini sabırsızlıkla bekliyoruz.
Kayıpsız resim büyütme yazısı, uygulama tanıtımı ise başlı başına güzel; bizleri The Gimp kullanmaya mecbur etmediği için. Bu ince ayrıntılı yazıyı akıl edip bizlerle paylaştığı için Yaşar’a teşekkürler.
Pardus 2009.1 tanıtımları kısa ve öz: tam da meraklı ama çekingen kullanıcıyı dürtecek şekilde! Melez açılış CD olayı ile büyük gelişme. Erdem’e teşekkürler.
Oyun tanıtımı eksiğimizi kapatan Giray arkadaşımızdan şöyle klasiklere de el atmasını bekliyoruz. Yardıma hazırım bu konuda.
Haberler kesinlikle sayfa doldurma amaçlı değil ve aylık yayınlanan bir derginin gündemi takip etme kaygısı.
OEM Davası ise sırt çevirilecek gibi değil. Bu bizim adeta kazanılmış bir kalemiz! Onu savunmak ise biricik görevimiz ki, tüm alanları zapt eden kapalı kaynak kodlu işletim sistemine karşı Özgürlüğümüzün vazgeçilmezliğinin haklı davası! Bu kararı uygulatmalıyız. Emin olun ki, uygulamayacak olan nice dinazorlar çıkacak karşımıza, ama yılmamamız gerekir. Hinad Karslı’yı tebrik ediyorum bu çileli yolda inandığı değeri savunup hakkımızı aradığı için.
Benim makaleme gelince yorum ve takdir okurundur. Ancak güzel ve sıkı bir yazı ortaya çıkarttığımı düşünüyorum.
İyi okumalar. Gerçekten de güzel iş çıkarttık! Son olarak tüm teşekkürler Özgür Yazılım Dünyasının aşağıda ismi geçen sendikalı emekçilerine:
Aydın Bez
Erdem Artan
Gürhan Şüküroğlu
Hamit Giray Nart
Kemal Karataş
Melike İlteralp
Muslu Yüksektepe
Nihad Karslı
Onur Tuna
Uğur Çaylık
Yaşar Yeğin
I’ll write this entry in English because I couldn’t find the solution even in English all around the Internet. A few days ago I tried to update my Windows as I do regularly. I checked updates and saw there is an update with the code KB977074. I tried to update but after reboot, update process is failed and windows reverted update configurations and rebooted itself again. I tried a few times but it kept failing. Then I researched, but found nothing. I saw a lot of people have been suffering from this issue, but no solution suggested, even by Microsoft.
Here is the solution: First, type ‘cmd‘ in start menu, it will find ‘cmd.exe‘, right click on it and run it as administrator. A command prompt should appear now. Type:
sfc /scannow
then press enter. It will take a while, and I should warn you, you will be caught after this process if your windows copy is not genuine. When process is complete, restart your windows then install the update MANUALLY! To do so, go to this address, choose the correct architecture for your Windows ( I mean 32 or 64 bit ). Then download and install it. It will reboot one more time after installing update. And when windows is booted, you will see that update is configured flawlessly.
To avoid all these, install Linux 

Bir süredir [testing] deposunda yer alan libpng ve libjpeg güncellemeleri an itibariyle depolarda yerini almaya başladı. libpng ve libjpeg güncellemesi ile birlikte bu iki kütüphaneye ihtiyaç duyan paketler de güncellendiği için büyük miktarda bir güncelleme almanız sözkonusu olacaktır. Bu güncellemelerin tüm yansılara ulaşması zaman alacağı için yansı durumlarını, https://www.archlinux.de/?page=MirrorStatus adresinden, sık sık kontrol etmenizi tavsiye ederiz.
Ayrıca bu AUR’dan edindiğiniz uygulamalarda libpng ve libjpeg bağımlılığı var ise bu uygulamaları da tekrar derlemeniz gerekmektedir.
Bir süredir bir şeyler yazma fırsatım olmadı. Yazmak konusundaki becerimi bu ara pek iyi sergileyememem de sebep tabii buna biraz, ancak başlıca sebebi gerçekten sürekli bir şeylerle uğraşıyor olmam diyebilirim.
Bir süre önce gerek Linux üzerinde biraz daha -şimdiye kadarkinden farklı bir çerçevede- tecrübe edinmek, gerekse edindiğim tecrübelerden hem kendim yararlanmak, hem de toplumun yararlanmasını sağlamak (
) adına üzerinde çalıştığım bir sunucu üzerinden hosting ve vpn hesabı ( diğer bilimum hizmetlerimiz için bkz. http://www.difuzyonhosting.com/ ) satışı yapmaya karar verdim, verdik. Bu, uzunca bir süredir neyle uğraştığımı açıklamaya yetecektir sanırım. Daha önceleri Samet’le konuşurken uzaktan hoş gelen davulun sesi, aslında öyle pek de hoş değilmiş; sunucu konfigürasyonu ve yönetimi zormuş sahiden de. Ancak gerek araştırıp okumanın ( okumak derken, onlarca wiki, yüzlerce bug girdisinden falan bahsediyorum
), gerekse komunitenin, imecenin, yardımlaşmanın -
- faydaları sayesinde an itibariyle kararlı bir sunucu ile hizmet vermeye hazırız, ve şimdi kurdeleyi kesmesi için lşasjkdşlasjdasd… Neyse, hayırlı uğurlu olsun 
Bunun haricinde hâlâ her türlü yeni çıkan uygulamayı test etmek konusundaki kararlılığımı da devam ettirmekteyim. Şu an docky, gmpc gibi yepisyeni uygulamaları takipte ve test etmekteyim. İlk fırsatta bunlarla ilgili bir şeyler çiziktirmek de aklımın bir köşesinde.
Bilindiği gibi subversion Tigris tarafından geliştirilen bir projeydi. Dün itibari ile artık subversion bir Apache projesi olmuş durumda. Artık subversion’a subversion.apache.org adresinden ulaşabiliyorsunuz. Eski adres olan subversion.tigris.com da ise bu konu ile ilgili bilgilendirme mevcut.
Bu gelişmenin hayırlı olmasını diliyorum…
Tamamen meraktan dersem eğer 2006 yılından beri GNU/Linux zaman çizgisindeki gezintilerim boşa olacaktır.
Nedeni ise farklılıkları yakalamak ve Slackbook’u hatmetmek diyebilirim pekala. Neticede Arch Linux kurarken Viki sayfalarını ezberlemiştim!
Hali hazırda sıkı bir Debian GNU/Linux ve Arch Linux kullanıcısı, Özgür Yazılım savunucusu olarak Slackware Linux’un bana bulaşmasını istiyorum. Slackware 13.0 sürümü 27/08/2009 tarihinde duyurulduğu zaman indirdiğim kalıbı artık yazmak ve Slackbook’u da kucağıma alıp gece sabaha vardığında güzel bir sistemle karşı karşıya kalmak istiyorum.
Kimbilir Slackware macerası beni Gentoo Linux sularına bırakır. Ama önce Slackware limanına demirlemeleyim!
Centos üzerinde pecl mailparse eklentisini (rpm ile) kurup, ” php -i | grep ‘mailparse’ ” çalıştırdığınız zaman şöyle bir hata ile karşılaşabilirsiniz:
PHP Warning: PHP Startup: mailparse: Unable to initialize module
Module compiled with module API=20050922, debug=0, thread-safety=0
PHP compiled with module API=20060613, debug=0, thread-safety=0
These options need to match
in Unknown on line 0
/etc/php.d/z-mailparse.ini,
Eğer böyle bir durum söz konusu ise çözümü için şu komutları çalıştırmanız yeterli olacaktır:
rpm -e php-pecl-mailparse pecl install -n mailparse
Bu komutlar ile öncelikle rpm ile kurduğumuz mailparse’ı kaldırıyoruz, daha sonra “no dependency” yani bağımlılıkları yok sayarak mailparse’ı pecl ile kuruyoruz.
Ek bir not, bu işlem sonrası “/etc/php.d/” (php bu dizin altında ki tüm ini dosyalarını otomatik olarak yüklüyor) altında bulunması gereken “z-mailparse.ini” dosyasının “z-mailparse.ini.rpmsave” halini aldığını fark ettim. Bu dosyayı “z-mailparse.ini” haline getirmeniz gerekiyor.
Linux outgoing loadbalancing , yazımda anlattığım gibi bir yapı hemen hemen heryerde, ihtyaçlarınızı karşılayabilsede, kullanabileceğiniz tek yöntem bu değildir. Linux TEQL ( True link Equalizer ) kullanabileceğimiz diğer seçeneklerden birisidir. Özellikle LACP ( 802.3ad ) desteklemeyen bir switch’iniz varsa hatta local network de iki linux server in birbirleri arası haberleşmelerinde ethernet performansını paylaştırabilemek için oldukça uygun bir yöntem olabilir. örnek network yapısı verecek olursak :


şimdi TEQL nasıl çalışır bir göz atalım.

Yandaki resimde görüldüğü üzere 2 adet ethernet interface’imizi TEQL kullanarak birleştirmek mümkündür. Eth1 ve Eth2 interface’lerini kapsayan teql0 adlı yeni bir interface oluşturulur ve yeni bir ip adresi tanımlanır. tanımlanan ip adresi local network den ulaşılabildiği gibi dışarıya erişim içinde kullanılabilir. Her bir bağlantı isteğini eth1 ve eth2 arasında sırasıyla dağıtarak toplam bant genişliğini kullanma imkanı sağlar. TEQL sadece linux kerneline özel bir uygulamadır. Diğer işletim sistemlerinde bulunmaz.TEQL iproute2 paketi ile birlikte gelir.
root@linux:~# modprobe sch_teql root@linux:~# ifconfig teql0 teql0 Link encap:UNSPEC HWaddr 00-00-00-00-00-00-00-00-00-00-00-00-00-00-00-00 NOARP MTU:1500 Metric:1 RX packets:0 errors:0 dropped:0 overruns:0 frame:0 TX packets:0 errors:0 dropped:0 overruns:0 carrier:0 collisions:0 txqueuelen:100 RX bytes:0 (0.0 B) TX bytes:0 (0.0 B) root@linux:~#
root@linux:~# tc qdisc add dev eth1 root teql0 root@linux:~# tc qdisc add dev eth2 root teql0 root@linux:~#
root@linux:~# tc qdisc show qdisc teql0 8001: dev eth1 root qdisc teql0 8002: dev eth2 root qdisc pfifo_fast 0: dev eth3 root bands 3 priomap 1 2 2 2 1 2 0 0 1 1 1 1 1 1 1 1 root@linux:~#
4. Teql0'e ip adresimizi atayalım.
root@linux:~# ifconfig teql0 192.168.1.1 netmask 255.255.255.0 root@linux:~#
root@linux:~# ifconfig -aeth1 Link encap:Ethernet HWaddr 08:00:27:1f:0a:b7inet addr:192.169.1.2 Bcast:192.169.1.255 Mask:255.255.255.0inet6 addr: fe80::a00:27ff:fe1f:ab7/64 Scope:LinkUP BROADCAST RUNNING MULTICAST MTU:1500 Metric:1RX packets:0 errors:0 dropped:0 overruns:0 frame:0TX packets:6 errors:0 dropped:0 overruns:0 carrier:0collisions:0 txqueuelen:1000RX bytes:0 (0.0 B) TX bytes:468 (468.0 B)eth2 Link encap:Ethernet HWaddr 08:00:27:ad:66:d0inet addr:192.169.1.3 Bcast:192.169.1.255 Mask:255.255.255.0inet6 addr: fe80::a00:27ff:fead:66d0/64 Scope:LinkUP BROADCAST RUNNING MULTICAST MTU:1500 Metric:1RX packets:0 errors:0 dropped:0 overruns:0 frame:0TX packets:3 errors:0 dropped:0 overruns:0 carrier:0collisions:0 txqueuelen:1000RX bytes:0 (0.0 B) TX bytes:238 (238.0 B)eth3 Link encap:Ethernet HWaddr 08:00:27:d8:6a:d3inet addr:10.1.30.86 Bcast:10.1.30.255 Mask:255.255.255.0inet6 addr: fe80::a00:27ff:fed8:6ad3/64 Scope:LinkUP BROADCAST RUNNING MULTICAST MTU:1500 Metric:1RX packets:710 errors:0 dropped:0 overruns:0 frame:0TX packets:267 errors:0 dropped:0 overruns:0 carrier:0collisions:0 txqueuelen:1000RX bytes:84210 (84.2 KB) TX bytes:34303 (34.3 KB)lo Link encap:Local Loopbackinet addr:127.0.0.1 Mask:255.0.0.0inet6 addr: ::1/128 Scope:HostUP LOOPBACK RUNNING MTU:16436 Metric:1RX packets:0 errors:0 dropped:0 overruns:0 frame:0TX packets:0 errors:0 dropped:0 overruns:0 carrier:0collisions:0 txqueuelen:0RX bytes:0 (0.0 B) TX bytes:0 (0.0 B)teql0 Link encap:UNSPEC HWaddr 00-00-00-00-00-00-00-00-00-00-00-00-00-00-00-00inet addr:192.168.1.1 Bcast:192.168.1.255 Mask:255.255.255.0UP BROADCAST RUNNING NOARP MTU:1500 Metric:1RX packets:0 errors:0 dropped:0 overruns:0 frame:0TX packets:0 errors:0 dropped:0 overruns:0 carrier:0collisions:0 txqueuelen:100RX bytes:0 (0.0 B) TX bytes:0 (0.0 B)root@linux:~#
root@linux:~# ip route add default via 192.168.1.254 dev teql0root@linux:~#
Beni tanıyanlar, sıcağa ne kadar duyarlı olduğumu ve soğuğu ne kadar sevdiğimi bilirler. Küçüklüğümden beri, kış mevsimini, soğuğu, uyurken üşümeyi çok sevmişimdir. Doğal olarak vucudum ona göre evrimleşti. Karda şortla dolaşırım, mont giymem, kolay kolay üşümem ve hasta olmam. Bu nedenle kış mevsiminin tadını da doya doya çıkarırım. Küçüklük yıllarım babamın görevi dolayısı ile sürekli anadolunun değişik ve kimi zaman ücra köşelerinde geçtiğinden, düşünmek yada yaratıcılık kullanarak kendine oyun alanları yaratmanın dışında yapacak çok fazla şeyiniz olmaz. Dolayısı ile, yalnız hayatta kalabilme, yaratıcılık, anlam revizyonu gibi konularda istemeden uzmanlaşırsınız. Küçükken kar yağdığında garip bir his kaplardı içimi çok tanımlayamadığım. Yani bir taraftan bir sıkıntı, üzerime sürekli bir şeyler yağıyor sıkışmış gibi hissediyorum, bir taraftan da gökyüzünden yep yeni şeylerin gelmesi, gökyüzünün benim erişimimden çok uzak olması ve orayla bir etkileşim içinde olmanın verdiği heyecan ve mutluluk
Dün akşam kış mevsimi ve onun bir parçası olan kar ve kartopu aktiviteleri, benim için travmatik bir olaya neden oldu. Gece boyunca bunu düşündüm ve sabah bu hisle uyandım ve seyrettim karı. Her kesin aksine kar altında yalnız dolaşmayı ayrı bir severim. Çok bireysel, doğrudan kendi özüm için ayırdığım bir zaman gibi gelir. Saftır, katıksız ve etkin.. (Ne tesadüftür ki, Vivaldi’nin de kış mevsimini severim.)
Bu gün bu hissi mi kaybettim. Yani belki kayıp değil ama hani beyaz bir gömleğe sevdiğiniz bir tatlıyı yerken dökmek gibi. Özellikle de nasıl yıkandığını daha önce tecrübe etmediyseniz. Yani hayat beni sürekli şaşırtıyor, sanırım yaşama duyduğum merak hep bundan kaynaklanıyor.
Esasında öyle garip ilerliyor ki, kendinize saklayabileceğiniz çok fazla bir şey elde edemeyebiliyorsunuz. Olasıkları saymayya kalksanız, üstünüze yıkılır sonsuz olasıklar, ama pratikte sanki o kadar sonsuz değilmiş gibi. Sizin hayatınıza bağlı yollar ve haritalar var sürekli kesen ve ortak deneyimler yaşamakk zorunda kaldığınız.
Rastlantıların şaşırtıcı benzerliği bazen insanı derinden etkiliyor. Öyle ki, rastlantı olduğuna inanasımız gelmiyor, hep altında bir teori, bir spiritual olgu arar oluyoruz. Bir şarkı seversiniz, sizi iç dünyanıza götürür ve huzur verir. Orada kalmasını istersiniz, ama hayat size o şarkı ile ilgili bambaşka anılar yaşama fırsatı verir. Gerçekten fırsat mı bilinmez. Ne olduğunu hep sonraları geriye doğru analizlerimizde bizzat şekillendiririz. Çünkü maksat iç rahatlatmak ve hayata yeni bir anlam katabilip yolumuza devam etmek isteriz. Tesadüfler burada devreye girer. Sonra şarkı size özel olmaktan çıkar, ortak bir hatıranın parçası oluverir.
Aslında hayatta hiç bir şey kendimize ait değildir sanki… Her biri birer ortak anının ürünüdür. Sürekli etkileşim halindedir. Bizse sürekli bir yerlerde ve bir zamanlarda, hayattan kendimize ait kendimize has uyaranlar saklama çabası içerisine gireriz. Bu kadar ortaklıklar ve etkileşimler arasında, yine de etkileşimlerimizde ve ortaklıklarımızda bu denli zorlanıyor olmamız ne kadar ironik değil mi?
Garip olan bir başka şey ise, hayatın beklentilerinizi karşılama konusunda bu denli uzman oluşu. Yani, nasıl olur da beklentilerin farkındalığını bu kadar yaşayıp, ya doğrudan karşılar ya doğrudan karşılamaz durumlar çıkarabilir ? Yani, şarkıyı kendinize saklayamamakla bırakmaz, korktuğunuz şey onu kötü bir anı ile birleştirmekse, nedense en “doğru” – ki sizin için en yanlış- anda bunu gerçekleştirebilir. 6 milyar insan ve sayısız çevresel uyaran yahut etmen içinde, herkesin aynı oranda mutlu yada hüzünlü olabileceği kar zarar ilişkileri kurabileceği adil bir sistemi oluşturup sürekliliğini sağlamak Hayat için çok zor bir görev olmalı. Bu açıdan baktığımda ona kızamıyorum.
ve Sevgi gariptir. Tüm bunlara rağmen kış mevsimini sevmekten vazgeçmezsiniz. Yine dışarıda kendinize ait olabileceğini düşündüğünüz bir yürüyüş yapmak istersiniz. Ya da gökyüzüne bakıp her kar taneciğinin ki kendileri fractal olurlar, içinize yağdığını hissetmek istersiniz.
ve Seçimler zordur. Sevseniz de bazen kış geldiğinde orada olmamanız gerekir…
ve Hayat aslında öğretir… Uzaktan sevmeyi ve zamanı geldiğinde gidebilmeyi…
Bu tarz şeyleri yayınlamayı pek sevmem ama gecenin bir yarısı çileden çıkartan Microsoft uygulamalarına iyice kafam bozuldu. Bu yayınlamış olduğum resim işin SUYUNU çıkartan bir olay.
Orjinali için tıklayın..
Aralık 2006‘dan beri Cirtex Hosting‘den 55$‘a (10GB alan ve 250GB bant genişliği) paylaşımlı barındırma (shared webhosting) hizmeti alıyordum. Son dönemlere kadar da ufak tefek sıkıntılar haricinde yeterli geliyordu.
Cirtex Hosting‘in en büyük avantajı yardım talep ettiğimizde (support ticket) çok hızlı bir şekilde cevap vermeleri ve ucuz fiyat politikaları. Ayrıca ABD’deki çeşitli veri merkezlerinde (datacenter) bulunan sunucularından Türkiye’ye en hızlı bağlantıya sahip olanına geçebilme şansınızın olması.
Ancak hem paylaşımlı barındırma hizmetinin olumsuz yanları, hem de Cirtex Hosting’in son zamanlardaki kalite düşüşü beni yeni bir mecra aramaya itti.
Biraz araştırmanın ardından ve Alper‘in de fikrini aldıktan sonra Virtual Private Server (VPS) – Özel Sanal Sunucu kiralamaya karar verdim. Bu nokta da Slicehost ve Linode arasında seçim yaparken Linode’un Londrada da sunucularının olması etkili oldu.
Y
aklaşık 2 haftadır Linode VPS kullanıyorum, hem bağlantı hızı hem de sunucudaki tüm yetkilerin bende olmasından çok memnunum. Makina 2 haftadır açık ve hiç bir sıkıntı yok, eğer Cirtex Hosting’de kalsaydım muhakkak bu süre içerisinde sunucunun kapalı olduğu zamanlar olurdu.
Paylaşımlı barındırma hizmetinde, sunucudaki diğer kullanıcıların yaptıkları işlemlerin sizi direk etkiliyor olması çok can sıkıcı, heleki fiyatları çok cazip olan bir firma ile çalışıyorsanız aynı sunucuda çok fazla websitesi barındırılıyor. Sunucudaki sizin kullanmadığınız ancak başkalarının ihtiyaç duyduğu servislerin de çalışıyor olması bir süre sonra güvenlik açıkları oluşturuyor.
Cirtex Hosting sunucu yöneticileriyle güvenlik sorunlarının çözülmesi için hep iletişim halindeydim, nitekim ellerinden geldiğince çeşitli ayarlamalar yapıyorlardı ama asla yeterli olmadı. Kendi websayfalarımda kullandığım tüm sistemleri ve kodları sürekli güncelliyor olsam da bazı saldırıların önüne geçemedim.
Artık tüm sorumluluk bende, şimdilik çok keyifli…
Ve tabii ki VPS’de ArchLinux kurulu.


Gidenlerin ardından ne yas tutmak, ne de anısını yaşatmaktır önemli olan. Asıl dava ucuz bir can pazarında vatanı için döğüşerek ölenlerin sürdüğü yolu tutmak; hem de ödün vermeksizin; ideallerini savunmak ve devrim bayrağını sürekli ileriye taşıyarak dalgalandırmaktır.
Uğurlar Olmasın Uğur Mumcu; hoş geldin aramıza yine, yeniden ve eskiden olduğundan da güçlü olarak!
Yaklaşık olarak altı aydır çalıştığım Crypttech firmasında ki görevimden 18 Ocak 2010 tarihinde istifa ettim. Altı aylık çaılışma süresinde çok şey öğrendim, çok güzel zamanlar geçirdim. Altı ay boyunca çalıştığım tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Bununla birlikte yeni bir işe merhaba demiş oldum. Artık daha fazla çalışmam ve daha fazla öğrenmem gerekiyor. Kısacası hala İstanbuldayım ve hayat tüm hızını arttırarak devam ediyor…
Vpopmail domainlerinize gelen mailleri okumanız için “.qmail-default” veya “.qmail” dosyasında bir script çalıştırabilirsiniz. Bu dosya vpopmail ile oluşturulmuş domain dizini altında bulunmakta. (Örn. “/home/vpopmail/domains/mydomain/” dizini altında..)
.qmail-default dosyası temel olarak şu yapıda olur:
| /home/vpopmail/bin/vdelivermail '' bounce-no-mailbox
Eğer user@mydomain.com adresini catch all olarak tanımlamak istiyorsanız şu şekilde bir .qmail-default dosyasına ihtiyacınız var (eğer qmailadmin kullanıyorsanız arayüz kullanarak catch all vb işlemleri yapabiliyorsunuz):
| /home/vpopmail/bin/vdelivermail '' user@mydomain.com
Gelelim kendi hazırladığımız bir scripti nasıl çalıştıracağımıza. Bunun için dosyamıza şöyle bir satır eklememiz gerekiyor.
| /script/yolu
Bu şekilde bir satır eklediğiniz de, mydomain.com hesaplarına mail geldiğinde scriptiniz çalışacaktır.
Gelelim Php ile gelen mailleri okumaya. Ben gelen mailleri direk alıp bir dosyaya yazdırıyorum:
// php://stdin girdi parametresi ile girdileri okuyoruz. $oku = fopen("php://stdin", "r"); if(!$oku) // okuma basarisiz mi diye kontrol ettiriyoruz { // basarisiz ise hata yazdiriyoruz. file_put_contents('/home/deneme.txt',"###HATA###",FILE_APPEND); } $icerik = $oku; // email içeriğini değişkene atıyoruz. fclose($oku); // İçeriği dosyaya yazdırıyoruz. file_put_contents('/home/deneme.txt',$icerik,FILE_APPEND);
Artık elimizde tüm mail bilgilerini (header,body vs..) bir dosyaya aktaran php script’imiz mevcut.
Burda dikkat edilmesi gereken hususlar şunlar:
Bir önceki makalem olan ve PLO eDergi 14. Sayı’da yayınlanan “Özgür Yazılıma Göç Ediyoruz!” makalesinin tasarlandığı beyin haritasını meraklı okurlara sunarım.
aeü
Memcache nedir diyenler ayrıntılı olarak buradan bilgi alabilirler. Kısaca açıklamak gerekirse, bellek üzerinde uygulamalarınızın cache olarak tutulmasını sağlayan bu sayede hız ve performans artışı yapan bir sistem. Facebook, wikpedia gibi bir çok büyük proje memcache kullanmakta.
Memcache default olarak 11211 portunu kullanmaktadır. Temel olarak memcache sunucusuna bir anahtar değere sahip içerikler tutulmakta. Siz daha sonra bu anahtarlar aracılığı ile içerikleri çağırabilir veya silebilirsiniz. Ayrıca eklenen içeriğinin ne kadar süreli cache içerisinde tutulacağını belirtebiliyorsunuz.
Debian/Ubuntu türevlerinde kurulum gerçekleştirmek için:
sudo apt-get install memcached
komutunu kullanabilirsiniz.
Php5 için memcache desteğini vermek için de:
sudo apt-get install php5-memcache
komutu ile ilgili paketi kurmanız gerekir.
Bu işlemlerden sonra Php ile memcache’i nesne oluşturarak kullanabilirsiniz. Php içerisinde 19 adet memcache parametresi bulunmaktadır.
Php ile memcache sunucusuna bağlantı komutları:
$memcache = new Memcache; $memcache->connect('localhost',11211) or die ("Sunucuya baglanti saglanamiyor...");
Bu şekilde sunucuya bağlandıktan sonra sunucuya veri eklemesi şu şekilde yapılır:
$memcache->add('anahtar','icerik',false,60);
Bu kodda gördüğünüz üzere sıralama basitçe anahtar->içerik->bayrak->süre şeklinde oluşmuş durumda. Bayrak işaretçisi veriniz sıkıştırılmış olarak saklayıp saklamayacağına bakıyor. “true” olarak ayarlanırsa veriyi sıkıştırılmış olarak saklıyor (zlib).
Memcache sunucusunda bulunan bir içeriği göstermek içinde şu kodu kullanabiliriz:
$veri = $memcache->get('anahtar'); echo $veri;
Basit anlamda bu şekilde php ile memcache kullanımı yapabilirsiniz. Dikkat edilmesi gereken durum her bir anahtar sadece 1mb lık veri taşıyabiliyor olması.



Kurmuş olduğunuz ubuntu server in konsol ayarlarını ( klavye, font vb ) değiştirmek için ;
root@linux:~# apt-get install console-data
Diyerek console-data yi kuruyoruz. ( root değilseniz sudo kullanmayı unutmayınız )
dpkg size kurulum esnasında soracaktır. daha sonra ayarlara yeniden ulaşmak için.
root@linux:~# dpkg-reconfigure console-data
“Cemre Akkartal: Peki bilgisayar sektöründe trendler neler?
Altan Aras Fakılı: Bilgisayar sektörü, teknoloji ve tasarımın iç içe geçtiği bir sektör. Casper olarak hem yüksek teknolojisi hem de çekici tasarımlarıyla, tüketicilere hayatlarının her alanında kullanım kolaylığı, estetik ve performans sunan geniş bir ürün ailesi sunuyoruz.”
Yukarıda yer alan soru-cevap Akşam Gazetesi’nin tam bir yıl önce; 31 Aralık 2008′e; “future&trends” ekinin 6. sayfasında Cemre Akkartal’ın Casper Bilgisayar Yönetim Kurulu Başkanı Altan Aras Fakılı ile yaptığı “Hedef Kitlenin Tamamına Ulaşıyoruz” adlı söyleşiden bir kısım.
Yapılan söyleşide dikkatimi çeken birçok unsur oldu ancak ben makalemin omurgası olarak yukarıda yer alanları verdim; dikkat cımbız ile ayıklamadım.
Baştan kaybettiren seçim: montajcılık
Casper, hazır sistem bilgisayarlar montajlayıp pazarlayan ülkemizin yüzakı teknoloji firmalarından biri. Fakat katma değeri yüksek bir alana yaptığı katkı yarattığı ekonomik değerlerin alkışlanmasından ziyade bilişim teknolojilerine ne gibi bir katkı sağladığı sorgulanmalı. Çünkü pazarlaması ve satışı yapılan hazır sistem bilgisayarları ile satışa sunduğu teknoloji zincir marketlerin reyonlarında yer alan diğer sistemler üç aşağı beş yukarı aynıdır. İşlemcisi, belleği, ek bileşenleri ve işletim sistemlerine dek… Bir farkındalık varsa da satış arttırıcı unsurlar olarak verilen (ama fiyata gizlenmiş) hediyeler, garanti süresi ve destektir.
Yani değil Casper, diğer hazır sistem bilgisayar satıcısı firmaların bulduğu, ürettiği bir işlemci yoktur. İşlemci olarak ya INTEL Ya AMD; anakartta ise MSI, Asus, Gigabyte; yonga setleri olarak VIA, SIS; sabit disk olarak Samsung, Seagate, Western Digital, Maxtor ve de işletim sisteminde ise tartışmasız Microsoft tekeli… Hep aynı ve birden fazla alanda top koşturan büyük üreticiler…
Kısacası pazarda binlerce hazrı sistem bilgisayar satış-pazarlaması yapan firma var; ama 100′ü geçmeyecek şekilde ana bileşen üreticisi var ve hatta iddia edilebilir ki bu 100′ü aşkın üretici firma da iki adet işlemci üreticisinin AR-GE çalışmalarına bakarak kendilerine yön vermekte. Bütün piyasa, üreticiler ve satıcılar da tekel işletim sistemi üreticisi Microsoft’un yaptıklarına ve yapacaklarına. Bu durumda piyasadaki satış-pazarlamacı firmalar1 doğal olarak üreticilerin alıcısı olmakta; yani sürekli bir seçeneksiz bağımlılık var. İşletme bilimi diliyle tek üreticiye bağımlılık. Bu ise satış-pazarlamacı firmanın kadrini tayin eder: montajcılık.
Çünkü üretim için yaratıcılık ve icat gerekir; montaj için ise icat edilenin ya da keşfedilen üretim model ve sürecinin kullanım hakkının satın alınması.
Kullanım kolaylığı ve başarım; ama nasıl?
Bir diğer konuyu da açmak gerekirse kullanım kolaylığı ve başarım neye göre belirlenir? Hazır sistemlerde bir araya getirilen düşüğünden en yükseğine kadar donanım hangi kıstaslara göre belirlenmiştir? Casper ya da pazarda varlık gösteren diğer firmaların yapmış olduğu bir çalışma, anket, veri madeni var mıdır? Ünevirsitelerle işbirliği içindeler midir? Tutum ve davranışlar, talep ve kullanma amaçları (eğitim, iş, eğlence, verimlilik, devlet daireleri, depolama, internet sunucusu, rutin işlemler…) nasıl tespit edilmektedir? Müşterilerle ve hedef kitle ile nasıl bir bilgi alışverişi yapılmaktadır?
Ancak bilinen gerçek şu ki, hazır sistem bilgisayarların bileşenleri, donanımlar yeni nesil oyunların, üçüncü parti yazılımların, işletim sistemlerinin ve işlemci üreticilerin2 ürettiği ürünlere göre şekillenmektedir. Hatta öncü bir sistem satıcısının piyasaya sunduğu hazır sistem, diğer firmalarca model alınarak türevleri yapılıp pazara sürülmektedir: Birinde işlemci INTEL Core 2 Duo, diğerinde AMD X2 64 Bit olur, birinde depolama alanı 250 GB iken diğerinde 320 GB, birinde ekran kartı ATI iken öbüründe Nvidia… Ancak önemli bir kıstas ise tüketicinin ekonomik durumudur ki, oluşturulan sistem verimli olacağı gibi ekonomik olarak da satın alma gücünü zorlamamalıdır.
Oyun üreticileri3 ile işletim sistemi üreticilerinin (Microsoft ve Macintosh) ve üçüncü parti yazılım üreticilerinin (Adobe, Autodesk, Nero, Corel, Microsoft…) ürettikleri yazılmlar donanım seçebilirler. 4 Bu ise hazır sistemleri oluşturan firmaların ürünlerini bu yazılımları kaldırabilecek, çalıştırabilecek asgari bileşenlerden oluşturma zorlar. Ama oluturulan ürünlerde bir parça parlarken (işlemci, ekran kartı gibi) bir parça düşük modelde kalır; ama bu eksiklikler de hediyelerle kapatılarak pazarlanır: kamera, yazıcı, ses sitemi…
Sonuç olarak: Özgür Yazılım eşittir verimlilik5
Kısaca verimlilik denilen pazarın tek üreticilerinin eline bırakıldığı gibi son tüketicilerin (devlet, bireyler, firmalar) düşünceleri çoğunlukla umursanmaz; anketler, saha çalışmaları, geri bildirimler alınmaz değil; sektöre yine kâr unsuru yön verir.
Neticede ülkemizde bilişim okur-yazarlığı6 internet teknolojilerinin kullanımı, bilginin üretim ve yönetimi, AR-GE gibi çalışmaları diğer ülkelerle kıyasladığımızda oldukça geride kalmaktayız.7 kaldı ki bugün üniversitelerdeki sadece bilgisayar değil tüm mühendislik ve teknik eğitilm bölümlerinde, özel sektördeki bilgisayar eğitim kurumlarında, bilişim yayınları ve magazinlerde Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarına ne ölçüde yer verildiği ortada. Hatta yeterli yönlendirme ve eğitimden ziyade dışlayıcılık mevcuttur; birkaç istisna olabilir ve kendisini Microsoft baskısından sıyırıp özgürleştiren meraklı kullanıcılar da olabilir; bu güzel bir olgudur, sevindirici ve umutlandırıcıdır. Nitekim bugün etrafında toplandığımız birçok Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımı forumu, e-dergilerinin temeli bu merak ve farklı olanın peşinden gitme cesareti sayesindedir. Fakat Microsoft eğitiminin sürekliliği ya da kaynak kodu kapalı, Özgür Yazılıma düşman programlama dillerinin sürekliliği kesindir.
Ne alakası var verimlilikle, başarımla ve keşfetmekle Özgür yazılımın diye sormayın çünkü düşünce ve peşi sıra yaratıcılık özgür düşünce ile, laik ve bilimsel eğitimle, seçeneklerin ortaya konulmasıyla ve sormak, bulduğu cevapla yetinmeyerek yeniden sormak ile mümkündür ki, icat edilen buluşlarla, keşfedilen tekniklerle verimlilik ve başarı sağlanabilsin. Bunlar olmaksızın, sadece sermayeye dayalı bir ekonomi kurulur ve yapılan ise icat edilenin devasa tesislerde montajlanmasıdır ki, bunu pekala robotlar da yapabilir. Sömürülen, özgürce düşünemeyen insan icat edemez; sadece sömürülür. Şimdi gelinde bilgisayar ve diğer mühendislik bölümlerinde tekelciliğin çebmerinde dolananları düşünmeyin! Bilgisayar eşittir Windows değil, Microsoft eşittir bilişimde, özgür düşüncede kısıtlama, sömürü.
Lisanslar:
Makalenin tüm içeriği GNU/GPL 38 ve Creative Commons (by-nc-sa)9 ile lisanslanmış olup içeriği haber verilmek ve yeniden GNU/GPL ve Greative Commons (by-nc-sa) ile lisanslanmak koşuluyla kopyalanabilir, düzenlenip değiştirilebilir, atıfta bulunulabilir, yeniden dağıtılabilir.
1Casper, Exper, Vestel, IBM, HP, Crea, Pro2000, Everest, Acer…
2AMD, 64 Bit işlemcileri piyasaya sürerek işlemci piyasasının adeta ırmak yatağını değiştirmiştir.
3Eidos, EA, Ubisoft, IAN Storm, NeverSoft, Activision, Capcom, Rocstar Games…)
42004 yılında Eidos firmasının çıkarttığı Thief 3 deadly Shadows oyunu nivida FX serisi altındake ekran kartlarıyla çalışmamaktaydı ve bu seçicilik bir anda diğer oyunlarada sıçradı.
5GNU/Linux neden daha iyidir? http://www.whylinuxisbetter.net/index_tr.php?lang=tr
6Pardus’un bu konudaki gayretleri ve LKD’nin, Mustafa Akgül hocamızın çalışmaları da gerçekten güzel.
7Meraklı okur Google’dan “ülkemizin Ar-Ge alanında dünyadaki ve Avrupadaki durumu” ve türevleriyle arama yapabilir.
8GNU Genel Kamu Lisansı sürüm 3′ün gayri resmi Türkçe çevirisi için Pardus Viki ekibine teşekkürler: http://tr.pardus-wiki.org/GNU_GPL_%28Genel_Kamu_Lisans%C4%B1%29_S%C3%BCr%C3%BCm_3_Gayr%C4%B1resm%C3%AE_%C3%87evirisi
9Creative Commons (by-nc-sa): Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons
1994-2004 yılları arasında ( evet, 10 yıl, 10 sezon ) çekilmiş Friends. Oyuncu isimlerini aklımda tutabildiğim ( Jerry Seinfeld’den sonra tabii ) naçizane yapımlardan biri. Aslında sadece yemek yerken öylesine izlediğim bir dizi olduğunu sanıyordum. Ama hayatta pek çok insanın rastlayamayacağı türde bir arkadaşlığın 10 sene kadar sürmesini konu edindiğinden olsa gerek, finalinde duygusal anlar yaşadığımı inkâr edemem
Her oyuncusuyla, her bölüm konusuyla gerçekten harikaydı – eleştirmek için geç olsa da -, izlemeyenlere, izleyecek bir şeyler arayanlara şiddetle tavsiye ediyorum.